Babamız Hacı Ahmet Kayhan Hakkında Önemli Uyarı !

Aşağıdaki metin, ailemizinde onayladığı kendim Bahaddin Kayhan tarafından kaleme alınmıştır!

Konularla ilgili 15 yıllık biriken bilgiler, çözümsüzlükler için sürekli arkadan tenkitler yerine sadece şahsımı bizzat aramanız yeterlidir!

Ağustos 2012 tarihinde cami inşaatının bitmesiyle birlikte ve geçmiş yıllardaki konulara kadar giden dedikodu-gıybet kampanyası, iftiralar, yakıştırmalar... Cami yapımını başlatan, yardım eden, bitiren kişilere ve maddi manevi desteklerini esirgemekten kaçınmayanlara, yeni yönetime kadar uzayan bir iftira dönemi sonunda resmi tedbirler, sulh ve cezanın getireceği yasakları almak ve bildirmek zorunda bırakılmışızdır! Bundan sonraki dönem ailemizin hukuk mücadele dönemi olarak babamızı bu dedikodu-gıybed ortamından süratle uzaklaştıracak cezai tedbirler dönemidir! Onlarca grup kurularak selamı sabahı birbirlerinden esirgeyerek yaşayan takım taraftarları gibi birbirlerini yeren, öven kişiler 15 yıldır kendi yollarında kendi tercihleri ile yaşarken göz yumulan askeri müşterekteki yanlışlara seyirci kalınması, babamızın isminin kullanılıp sahipsiz bırakılması, sahip çıkan bir avuç kişi ve aile olarak bizlerinde hedef haline getirilmesini bundan böyle kabul etmemiz söz konusu değildir.

Babam AHMET KAYHAN cismani elbisesini değiştireli 15 sene oldu, yaşamı müddetince yaşadığı dünyadan çok kendi yaşamını kendisinde ve kendisini de kendisinde aradığından, Hz. Kuran'da zikredilen peygamberlerin zaman yaşamına göre çağlarını ve o çağda yaşayışlarını yaşayaraktan son peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) efendimizin de doğumundan var olan cismini terkine kadar ki her anını davranış ve sözlerini aşk ile tatbik ederek tekrarından, ve Allah'ı ve Resulünü seven veliler evliAllahların bilim ve ilim irfan sahiplerinin gelecek nesle aktardıkları hizmetlerin takdimine edep ile vakıf olduğundan, artık yaşam istikametinin hayatı boyunca insanlığa, hayvanata ve nebavata benliksiz hizmetkar olarak katkıda bulunmaya karar vermesi anlayışı ile her gördüğü Hak yapısıydı. Ve nitekim de her an ve saniye içinde var olan var edilişine izin veren Hak'ka şükran edebi ile edeplendiğinden, her mucizevi gözleriyle gördüklerine karşılıksız hizmet ve saygıyla sevgi sunduğundan beyin kütüphanesindeki sırrı ilahi gizli odanın şifresi çözüldü. Ve dudaklarından HU IRMAĞININ berrak coşkun suları susuzlar için akmaya başladı. Bu ırmaktan bir yudum alan ruh açlığından labirentte çıkış yolu arayan tanıdıklarına tavsiyede bulunduklarından onlarda onlara tavsiyesi ile her tanıyanın kimisi rüyasında, kimisi iyi niyeti ile mıknatısca çekilmesinden derken, mütevazi evi her karakterden insanlarla dolup taştı. (nasıl ki hayvanat diyorsak ki çeşit çeşit) insanlar da meniden anne karnındaki devreden, aile yetiştiriliş tarzı ve semtinden aldığı terbiye ile çeşit çeşit karakter yapıları ile o mütevazi küçük dairenin daim açık kapısından girdiler ve boş buldukları yerlere oturdular. Babamız  o kapıdan girenleri din, ırk, mezhep, şahsiyet ve kişilik ayırmadan RUHEN geldiklerinden, elçiler olarak edep ile karşıladı. Hepsine de hürmetle, saygıyla, sevgiyle, hali tavrı edep olarak sorularına benliğindeki Hak'ka, Resulüne ve ehlibeytlerine sığınarak cevaplar verirken ara faslı zikirlerinde de daima (sevgiyi ve edebi kendilerinde) aramalarını çeşit çeşit misaller ile aşılamaya çalıştı ve bulup armağan etmelerini tavsiye etti. İçlerinden konuşanlara da "sizde kapınızı açın, HU IRMAĞINDAN içebildi iseniz, alabildi iseniz bir yudumunu da ihtiyacı olanlara ikram ediniz, ikramdan kaçınmayınız. Bakın karşınızdayım. Benim şeklime bakmayın bu odaya girdiğiniz gibi benim içime girmeye çalışınız. Ben sizin içinize girdim ki buradasınız!" demiştir.

Babamızın ne cumartesisi ne pazarı ve ne de bayramları vardı. Çünkü nöbetçi idi, köylerden, kasabalardan, şehirlerden ruhen gelenler kapıyı hiçbir zaman kapalı görmediler, sabah ezanından gece yarılarına kadar o kapı açık kaldı. Annemde Babamda her gelene bilebildilerse bilerek inanarak hizmetçi oldular, çaylarını şerbetlerini, yemeklerini ikram edip yerine göre yatakta serdiler ki milyonlara hizmet ederken bir taraftan da TASAVVUT ederek yazıp-yazdırtıp gelecek neslin aydınlanması ve sevgi ruh kardeşliği için bir çok risale ve kitaplar, inanan hayırsever mümin ve müminelerin maddi yardımları ile bastırıp Allah rızası için bedava dağıtılmıştır. Biz evlatlar da ancak babamızı ve annemizi sizlerin arasında sizlere hizmet ederek görebiliyorduk! Ve şekil aşıklarımız! "Babamız hasta" da desek dinleyen kimdi? Babamızı ille görmek istediklerinden 107 yaşındaki babamızı ruh değil, nefs açlığından ziyaret etmek isterlerdi. Nihayet babamız şekil elbisesini çıkarttı, Allah ve Resulü ve ehlibeytlerini sevenler ile büyük evine ruhen beraberce gittiler. Çokları değil ekserisi o şekle alışık olduklarından şekillenmesinin hayali ile akabinde şekillenmeye başladılar. Kardeşlerim namına konuşamam. Şahsi düşüncelerimde "Baba sen ne büyük bir eğitmenmişsin ki bütün talebelerin eğitmen oldular. Yani müritliği kavrayamadan mürşitliğe soyunup o büyük evinde kimseyi göremez oldum. Sen hiçbir zaman mürşidim ve efendiyim demedin ki. Sana gelenleri mürşitlerinin gönderdiğinin idrakiyle hep edep ve sevgiyle mürşitlerinden bahsettin ki o mürşitlerin zamanında ne elektrik ve ne de içinde yaşadığımız bize armağan teknoloji vardı. Yaşadığımız zamanın cennet olduğunu söyledin. Cehennemdeki zebanilerin ve cennetteki meleklerinde aramızda olduğunu söyleyerekten, zebanileri görerekten ibret alıp melekler safına geçmemizi tavsiye etti. Fani cisminin korunmaya alındığı büyük evinde birbirimizi tanımamızı ruhani namzet mümine ve mümin kardeşlerimizin her zerreden bir en el Hak sedası gelir söylemine istinaden birbirlerine ruhun güzelliklerinden bahsetmelerini istedin, seni anlamamışlar ve tanımamışlar ki ettiğin hizmetlere karşı sana küfreder gibi ruh açlığı çekenlere "AHMET EFENDİ BANA EL VERDİ, YERİNİ BANA BIRAKTI" diyenler, o yolda ilerlerken şakşaka gelenler, icraatını belden aşağı tatbik edenler, Allah deyip yallah diyenler ve birbirlerini çekemeyip ortamı birbirlerine asılsız iftira ve dedikodu yaratanlar ve maalesef biz evlatlarını da sahte mimiklerle maşa yerine kullanmak isteyenler ve içten gelen TASAVVUTunla insanın insanlığının tasdiki için yazmış ve yazdırmış olduğun kitapları korsan bastırıp satanlar internet web sitesinde seni kılıktan kılığa sokarak benlikleriyle ve reklamlarıyla nemalananlar... ve birde Henry Bayman diye bilim adamı vasfına bürünüp size 25 sene hizmet ederken sizin hiç ve kendisinin asıl olduğunun beyanı ile isminizi kullanıp içeride ve dışarıda kitaplar bastırıp nemalanması... Yazımın başında belirttim babam içindeki gerçek enerjiye kul ve köle olarak, hayatını idame ettirerek zamanımızın insanlığının hizmetkarı oldu. Benim yerime şu kalsın derse kendini ulvileştirmiş olup Allah ve Resulüne, Allah'a ve Resulüne inanan yolunda geleceğe ışık tutan yaşamını yitiren evliyayı kirama itaatsizlik etmiş olurdu. Babam zamanımızın bir vazifeli eğitmeni idi. Sohbetlerindeki ve TASAVVUT edip yazıp yazdırdığı nasihatlerindeki Allah Resul Kuran ve evliye nasihatleri idi, öğretmendi. İnsanlık bedeninin bağımlısı olduğundan haline razı olmayıp labirentte dolaşıp durmakta olanlara çıkış kapısının tarifini verdi. Ben şeyhim, ben efendiyim demedi. Sadece bu yolun hizmetkarıyım dedi ve elhamdülillah hizmetini ifa etti. Sayın efendiyim diyenler! edep ya hu ! kendi kendinize aileye sormadan benliğinizce babamızın hayatını, yaşayışını, yaşını yazdınız. Ben babamın ve annemin vasiyeti ile taziye ve kapının kapanmaması için yedi sene o kapının nöbetçisi, kapıcısı ve hizmetkarı oldum. Yedi sene zarfında o kapıya gelenlerin ve telefon edenlerin %90'ı kadındı. Ve bu kadınlarında dertleri geçimlerinden ve kocalarından şikayetçi olmaları idi. (Peygamber efendimiz "cennetin anahtarı annelerin ayağının altında" demiştir!) Efendiliğe soyunanlar ise o evde kalmamın kendilerince kendilerine diken gibi batmasından rahatsız olmamaları için lütuf ihsan edilip gözden ve sözden uzak olmak için Yalova'ya gittim. Dokuz sene sonra yukarıda belirttiğim yolsuzluklar dolayısı ile dönmek durumunda kaldım ve daha da şaşırdım. Çünkü babamızın ismini kullanaraktan nemalanan insanları ve vurdum duymazlıklarını manevi evlatları iken benliğe kapılıp birbirlerinin yaptığı hatayı görmemezlikten gelmeleri beni ve kardeşlerimi ruhen çok üzdü. Çok üzüldüğümüzden bu satırları yazmak ve bu satırları okuyabilen adli merci yetkililerinden ricam bu uygunsuzluklara müdahale edilip babam Ahmet Kayhan ismini kullanan bütün sitelerin kapatılmasıdır. Bunun nedenleri makam, mertebe,para sağlamak amacıyla kurulan, babamızı resmi meşru ortamlarda anmak yerine daha bir çok linkte  babamız Hacı Ahmet Kayhan'a ait ses görüntü kitaplarının yayınları ailemizden izinsiz yıllardır yayınlanmaktadır. Bu yazı itibari ile uyarıyı ciddiye almayan yayınlayan, satan, dağıtan ve reklam ücretleri alan kişiler bilişim suçları istihbaratınca yasal işlemlere tabii tutulacaklardır. Telif ve yayın hakları kanunlarına karşı gelinerek 4 kitap ve 100 sühufu yasal izin olmadan bastırılmayacaktır. kamuoyuna duyarlı sahici dost ve arkadaşlara önemle duyurulur. Tek bir link haline getirilene kadar aşağıda bir kısım Web sitelerinin adresleri belirtilmiştir.

 

1.       www.ahmetkayhan.com

2.       hacı ahmet kayhan'la ilgili görseller

3.       Ahmet kayhan dede - vikipedia

4.       Ankaralı Hacı Ahmet Kayhan dede - youtube

5.       Hacı Ahmet Kayhan (k.s.) Finlandiya - youtube

6.       Hacı Ahmet Kayhan Hz. - facebook

7.       Hacı Ahmet Kayhan cami - facebook

8.       Hacı Ahmet Kayhan - angelfire/hbayman.angelfire.com

9.       www.yusufiye.net

10.   Hacı Ahmet Kayhan dede / sevginin sırrı-/net.pano.com

11.   Eş - Şeyh Hacı Ahmet Kayhan (ks)

12.   Muhammedi.net/dokuman/akayhan_hayati

13.   www.gonulsohpetleri.net/html/mektup.oku

14.   www.vehbiaksit.net/ Hacı Ahmet Kayhan duası

15.   Hacı Ahmet Kayhan baba diyor ki/kocaeli.aydınlar

16.   www.forumankebut.net/evrenseldua

17.   Hacı Ahmet Kayhan / internet archive

18.   www.estanbul.com/forum

19.   Hermetizm/morates.tripot.com/id6htmlv

20.   www.malatyaizollu.com

21.   mozaffar.blogcu.com

22.   sabritandoğan.blogcu.com

23.   www.flickr.com

24.   www.ruhsalenerji.gen.tr

25.   www.mevlevider.net

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası :

 

Madde 24 - Herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14. madde hükümlerine aykırı olmamak şartı ile ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerinde kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır. Kimse devletin sosyal ekonomik siyasi veya hukuki temel düzenini kısmende olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfus sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

 

Kayhan ailesi adına,

Cami Dernek Başkanı

Mehmet Bahaddin Kayhan

Mamak/Ankara